Değirmenimden Mektuplar

“Bu kitap yazdıklarımın arasında benim en çok sevdiğimdir. Şüphesiz ki, edebi açıdan bir şaheser olduğundan değildir bu yorumum; gençliğimin en güzel günlerini, katıla katıla güldüğüm sorumsuz dakikalarımı, pişman olmaksızın geçirdiğim sefahat saatlerimi, bir daha asla yeniden karşılaşma fırsatını yakalayamayacağım yüzleri, dostlukları bana yeniden ve yeniden hatırlattığı içindir.”
Alphonse Daudet

İlk baskısı 1869 yılında yapılan “Değirmenimden Mektuplar”,  Fransız yazar Alphonse Daudet’nin en çok bilinen ve okunan eseridir. Kitap taşrada yer alan eski bir değirmende yazılan, her birine bir öykü yerleştirilmiş anı-mektuplardan oluşur.

Alphonse Daudet

Fransa'nın güneyindeki yaşamı ve insanları duygulu bir mizahla anlatmıştır. Fromont jeune et Risler afne (1847; Fromont Kardeş ve Risler Ağabey) adlı romanıyla Academie Française Ödülü'nü almıştır. Naturalizm akımının temsilcisidir. Yaşamı. Bir ipek imalatçısının oğluydu. 1849'da babası fabrikasını satarak Lyon'a taşınmak zorunda kaldı. Daudet, ilk şiirlerni ve romarunı 14 yaşında yazdı. 1857'de ailesinin bütün varlığını yitirmesi üzerine üniversiteye girmekten vazgeçti. Ales'deki bir okulda altı ay süren, hiç hoşlanmadığı yar­dımcı öğretmenlik görevi işten atılmasıyla sonuçlandı. Le Pelit Chose (1868; Bir Çocuğun Hayatı, 1932/Küçük Şey, 1982) adlı yan otobiyografik romanının teması bu dönemden esinlenmiştir. O yılın sonunda Daudet, Paris'teki ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Kendisini yazmaya vererek hem bohem hem de kibar edebiyat çevreleriyle ilişkiye girdi. Tek şiir kitabı Les Amoureuses'ü (1858; Aşıklar) sevgilisi olan model Marie Rieu'ye adadı. Marie Rieu ile uzun ve fırtınalı ilişkisi çok sonra yazdığı Sapho (1884; Safo, 1934, 1989) adlı romanına da yansıyacaktı. Bu arada, başta Le Figaro olmak üzere gazetelere makaleler yazdı. 1860'ta, Provan lehçesi ve edebiyatının 19. yüzyılda canlandırılmasına öncülük eden Frederic Mistral'le tanıştı. Mistral, Kuzey'deki katı ahlaki ve entelektüel tutumların karşıtı olarak gördüğü tutkulu, duygusal ve sanata yatkın Güneyli yaşam biçimine Daudet'nin ilgi duymasını sağladı. Aynı yıl Daudet, Dük de Morny'nin sekreteri oldu. Yoksulluk ve sonunda yaşamına mal olacak zührevi hastalık yüzünden sağlığı bozulan Daudet. 1861-1962 kışım Cezayir'de geçirdi. Bu dönemin ürünlerinden Chapatin le Tueur de Lions'da (1863; Aslan Katili Chapatin) çizilen aslan avcısı portresi, daha sonra yaratacağı Tartarin tipinin ilk taslağı olarak görülebilir. Daudet'nin ilk oyunu, E. L'Epine ile birlikte yazdığı La Derniere Idole (Son İlah) 1862'de Paris'teki Odeon Tiyatrosu'nda sahnelendiğinde büyük yankı uyandırdı. Daudet Lettres de trion nıoulin (1869; Değinilenden Mektuplar, 1943/Değirmenimden Mektuplar, 1944, 1990) romanında, Korsika'da geçirdiği 1862 kışına ilişkin anılara yer verdi. 1863'ten Momy'nin öldüğü 1865'e değin sürdürdüğü hareketli toplumsal yaşamı, Daudet'ye Le Nabab'da (1877) acımasızca eleştirdiği çevreler hakkında malzeme sağladı. 1867'de derin bir aşkla bağlandığı Julia Allard'la evlendi. Yetenekli bir yazar olan Allard, beraberlikleri boyunca, çalışmalarında Daudet'ye destek sağladı. Daudet'nin bir gönüllü olarak katıldığı Fransız-Alman Savaşı (1870-71) da yapıtlarını etkiledi; özellikle ikinci öykü kitabı Les Contes du lıındi'de (1873; Pazartesi Hikâyeleri, 1946,1966) bu etki belirgindir. Daudet, 1871'deki Komün olayları sırasında Paris'ten kaçtı. Les Aventures prodigieuses de Tartarin de Tarascon (1872; Taraskonlu Tartarin, 1938, 1983) adlı romanı, yazıldığı dönemde ilgi görmediyse de, romanın serüvenci kahramanı günümüzde saflık ve övüngenliğin karikatürü olarak ünlenmiştir. L'Arlesienne (Şehirli Kız, 1937, 1952) adlı oyunu da önceleri başarı kazanamadı, ama 1885'te yeniden sahnelendiğinde beğenildi. Academie Française Ödülü'nü alan romanı Fromont jetine et Risler aîne' nin büyük başarı kazanmasıyla Daudet bir süre için üne ve paraya kavuştu, ama bu arada düşmanca eleştiriler de eksik olmadı. Daudet, son yıllarında yakalandığı zührevi hastalık yüzünden çok acı çekti. 1931'e değin yayımlanmayan La Doıılou'da (Acı), acısını hafifletmek çabasıyla onu keşfe yöneldi. Acılarını denetlemeyi başararak çeşitli türlerde yapıtlar vermeyi, bir yandan da Paris'in edebiyat ve müzik çevreleriyle yakın ilişkiler kurmayı sürdürdü. Genç yazarların, örneğin Marcel Proust'un candan koruyucusu oldu. 1895'te Londra'ya ve Vene-dik'e gittikten sonra ani biçimde öldü. Değerlendirme. Psikolojik açıdan Daudet çelişik unsurların bir sentezini temsil eder. Bütün toplumsal düzeylerde edindiği deneyimler ve çıktığı geziler yeteneklerini geliştirmesine yardıma olmuştur. Gerçek bir Güneyli olan Daudet, Akdeniz güneşiyle aydınlanan bir dünya görüşüyle tutkuyu birleştirmiş, insan davranışlarındaki ayrıntıları düş gücüne gem vurmaksızın işlemiştir. İnsanlara ilişkin gözlemlerini küçük not defterlerine kaydeder ve yapıtlarında bu notlardan yararlanırdı. Daudet'ye göre roman, "hiçbir zaman tarihleri olamayacak kişilerin tarihi'' olmalıydı. Bu yaklaşımında önyargı ve duygusuzluk yoktu; hatta zaman zaman duygusallıkla suçlanmıştı. Öbür doğalcıların tersine, zenginliklerle dolu dünyanın, yalnızca çirkin yönleri üzerinde yoğunlaşan yazarlar tarafından yanlış sunulduğuna inanıyordu. Dış ayrıntılara duyduğu nesnel ilgi, olağanüstü tutkulu bir kişiliğin dışavurumu ve olaylarla bireylerdeki gizeme verdiği önemle birleşmişti. Daudet'nin dünyasında her şeyin bir iç gerçeği vardı ve bu gerçekliği yeniden yaratırken, ona da maddi görüngülere olduğu kadar bağlı kalıyordu. Tutkunun da, yazgı gibi önüne geçilemez bir gücü olduğuna inanıyordu. Pek çok yapıtında önemli yer tutan bu anlayış, onun yergici tutumunu yumuşatırken Maupassant'a olduğu kadar Dickens'a da yaklaşmasını sağlamıştır. Daudet'nin yapıtları bir bütün olarak ele alındığında, olaylann gelişiminde, değişik edebi eğilimlerin art arda anlatım bulduğu sürekli bir evrimden pek söz edilemez. Ta-raskonlu Tartarin'deki romantizm karşıü alaycılık, Değirmenimden Mektuplar' da yerini noktaa ve izlenimci ressamlannkine yaklaşan bir gerçekçiliğe bırakır. Şehirli Kız'ın trajik havası, daha önce Güneyli özelliklerini alaya ahşını düzeltici niteliktedir. Kiiçiik Şey ve Pazartesi Hikâyeleri'nde de alaydan çok, anlayış ve kaygı vardır. Daudet yaşlılık döneminde insan ilişkilerindeki büyük çelişkilerle daha çok ilgilenmiştir. Jack'da (1876; Jack, 1948,1963) fiziksel aşkla analık sevgisi arasında bocalayan bir kadın anlatılır. Nııma Roumestan'da (1881) kadmla erkek arasında Kuzeyli ve Güneyli kişiliklerinden kaynaklanan düşmanlık, L'Evangeliste'te (1883; Evanjelik) dinsel bağnazlığa karşı evlat sevgisi. La Petite Paroisse'ta (1895) kıskançlıktaki çelişkiler işlenmiştir. Safo'daki (1884) ahlaki sorunun altında Daudet'nin bütün bir kuşağı değerlendirmesi ve genç erkeğin ayrıldığı kıza duyduğu acıma ile özgürlüğü seçişi arasındaki ikileme ilişkin görüşleri yatar. Le Tresor d'Arlatan (1897; Arlatan'ın Hazinesi), Notes sur la vie (Yaşam Üzerine Notlar) ve Noııvelles notes'ta (Yeni Notlar) Daudet, Freud'dan önce karmaşaların çözümlemesini yapan yürekli bir psikolog olarak belirir. Gerçek ve fantezi, acımasız tasvir ve şiir, sağduyulu ciddilik ve mizah duygusu, alay ve sevecenlik; insan değerini oluşturan bütün bu çelişik öğeler Daudet'nin en iyi yapıtlarında uyumlu biçimde yer alır. Daudet'nin bütün yapıtları Oeuvres completes de Alphonse Daudet (1929-1931, 20 cilt; Alphonse Daudet'nin Bütün Yapıtları) başlığıyla yayımlanmıştır.

Sisteme Kayıtlı 2 adet kitabı bulunmaktadır. Diğer Kitapları için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir